Balayında Avrupadayız ! (4) Prag
Pınar’la birlikte çok eğlenceli geçen balayı turumuzda son durağımız olan Prag yolculuğu öncesine otel resepsiyonunundan talep ettiğimiz şekilde sabah 8′de uyandık. Eşyalarımızı hazırladıktan sonra otelde kahvaltımızı yaptık ve hava alanına doğru yola çıktık. Hava alanına Barselona gelişimizde olduğu şekilde Aeurobus (hava alanı shuttle) lar ile döneceğiz. Otelin bulunduğu Diagonal Meydanı’ndan metro ile Catalunya Meydanı‘na geldikten sonra meydanda bekleyen Aerobus’lar ile hava alanına doğru yola çıktık. Her ne kadar bu sefer benim Barselona’ya 2.gelişim de olsa şehri Pınar’la beraber tamemen keşfettik desek yeridir.
Hem benim için hem de Pınar için çok güzel bir yere sahip Barselona’dan en kısa zamanda tekrar görüşmek üzere deyip şehirden ayrılmak üzere hava alanına varıyoruz. Prag uçumuzu da Barselona’ya gelirken kullandığımız İspanya’nın ekonomik hava yolu olan Vueling Airlines ile 12:05′te Prag’a doğru yola çıktık.
7.gün (02.05.2011) / Prag
Yol boyunca erken kalkmış olmanın ve artık tatil yorgunluğu ile bir güzel uyku çektik ve yaklaşık 2,5 saatlik uçuşun ardından Prag’a vardık. Prag’a Pınar gibi ben de ilk kez geliyorum bu yüzden Prag’ın balayı tatilimizde benim için yeri biraz daha ayrı. Her ne kadar gezi öncesi tüm gerekli araştırmaları yapmış olsak da bazen gezilerde sıkıntılar olabiliyor. Prag için de bu durum biraz geçerli. Prag Çek Cumhuriyeti ‘nin en önemli şehri ve başkenti olsa da hava alanı ve şehir transferi bilmeyenler için sıkıntılı bir durum. Havalanından şehre metro bağlantısı bulunmuyor. Ayrıca taksi ve shuttler da biraz soru işareti. Özellikle bazı taksicilerin dolandırıcılıktaki ünü bizim taksiciler kadar yayılmış durumda. Barselona’da son gecemizde yaptığımız araştırmalarda Prag’da korsan taksilerin çok yaygın olduğunu gördük. Özellikle hava alanı şehir transferi arasında hizmet veren bir çok şirket var. Biz de gözümüzün kestiği bir firmadan rezervasyon yaptık. Anlaşmaya göre taksici bizi hava alanında karşılayacak ve otelimize bırakacak. Bu ulaşım için fiks bir fiyat var o da 21 euro. (Detaylı bilgi için Prag ulaşım rehberi yazısını okuyabilirsiniz.) Neyse acaba şoför gerçekten gelecek mi ? gelmezse nasıl gideriz ?diye düşünürken yolcu karşılama bölümünde adımın yazılı olduğu bir döviz ile şoför bizi karşıladı. Bavulumuzu dahi araca kadar taşıyan şoför gerçekten çok ilgiliydi. Şaşkınlığımız aracın olduğu yere gelince daha da artıyor çünkü transfer için gelen araç güzel bir Volkswagen.
Şehir merkezine yaklaşık 25 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaşıyoruz. Otelimiz Prag’ın önemli turistik bölgelerinden olan Mala Strana bölgesinde. Otelin bulunduğu bölgede ayrıca birçok ülkenin konsolosluğu bulunuyordu bu yüzden araç giriş çıkışları kontrollü. Sonunda otelimize vardığımızda bizi şirin bir otel karşıladı. 4 yıldızlı olmasına rağmen otele ödediğimiz fiyat Paris‘te kaldığımız 3 yıldızlı otelin çok daha altında. Ucuz konaklama imkanı Prag gezilerinin en önemli artılarından. Özellikle otel odamıza çıktığımızda oda gerçekten ikimizin de çok hoşuna gitti. Avrupa’da birçok şehirdeki otellerin yanında oda resmen ev gibiydi. Oda içindeki eşyalar da odaya ayrı bir hava katmış ayrıca bahçeye bakan odanın manzarası da çok güzel.
Odamıza eşyalarımızı bıraktıktan sonra hemen dışarı çıkıyoruz. Bu arada Prag’da hava Mayıs ayının başında olmamıza karşın çok soğuk. Özellikle Barselona sıcağından geldiğimiz düşünülürse sıcaklık farkı cidden çok fazla. Hava soğuk da olsa Prag keşfedilmeyi bekliyor. Önce etrafta gezinirken hemen yol üstündeki Subway dikkatimizi çekti. Yurtdışında yemek konusunda kurtarıcımız olan Subway’e geçip bir şeyler atıştırdık. İlk durağımız Prag’ın en önemli meydanı Old Town. Etrafta biraz dolaştıktan sonra Mala Strana ve Old Town ‘u birbirine bağlayan Prag’ın ünlü Charles Köprüsü‘nü buluyoruz. Charles Köprüsü sahip olduğu mimari ile birçok gezginin Prag’daki favori mekanlarından. Köprü üzerinde birçok heykel bulunuyor. Prag’a gezmeye gelenler özellikle köprü için bölgeye gelse de biz otelimizin konumundan dolayı günde 2 kez köprüyü kullanmak durumundayız. Charles Köprüsü’nü geçtikten sonra Prag’ın turistik kalbi olan Old Town Meydanı’na geliyoruz. Meydan tüm güzelliği ile bizi karşılıyor. Etraftaki hediyelikçilerin sayısı hemen dikkatimizi çekiyor. Meydanda adeta yerli halktan kimse yok, sadece turistler bölgeyi kuşatmış durumda.
.
Meydanda ilk olarak önceden araştırıp bilgilendiğimiz Astronomik Saat Kulesi‘ne çıkmak üzere kuleye geliyoruz. Kule Prag’ın ünlü simgesi Astronomik Saati taışıyan ünlü saat kulesi. Astronomik Saat Kulesi’nin tepesine çıktığımızda muhteşem Prag manzarası karşımızda duruyordu. Hava biraz soğuk olmasına karşın kule üzerinde biraz zaman geçiriyor ve aşağıya iniyoruz. Kuleden indiğimizde bölgenin daha da kalabalıklaşmış olması dikkatimizi çekiyor. Nedenini ise daha sonradan öğreniyoruz. Astronomik Saat her saat başı yaptığı animasyon ile turistler içinde efsaneleşmiş durumda. Animasyon başlangıcı kule tepesinde bulunan asker kıyafeti giymiş bir kişi tarafından borazan çalınarak etrafa duyuluyor. Bu anda saat etrafı iyiden iyiye kalabalıklaşıyor. Animasyon dediğimiz ise tam bir turist kazığı . Saat üstünde gerçekleşen ufak tefek birkaç olaydan sonra herkes gibi bizde de bir hayal kırıklığı meydana geliyor. (Astronomik Saat ile ilgili detaylı bilgilere ve animasyon görüntülerine linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
Meydanda bulunan yapılardan en ünlüsü Church of Our Lady before Týn ya da kısaca Týn olarak bilinen şehrin ana kilisesi. Old Town Meydanı’nın en güzel yapısı olan Týn etrafında gezinirken bir İtalya Lokantası dikkatimizi çekiyor ve artık yemek saati diyerek kendimizi içeri atıyoruz. Menümüz ne ? Evet bildiniz , her zamanki gibi spagetti , salata ve patates kızartmasından oluşan bir akşam yemeği
La Scala adındaki bu ufak lokanta Pınar’la benim çok hoşuma gidiyor. Çok güzel , taş ağırlıklı tasarıma sahip restoran hafif loş aydınlatılmış. İşin en güzel kısmı ise yemeğin Avrupa’daki benzerlerine göre çok ucuz oluşu. Zaten Prag alışveriş rehberi ve Prag yemek rehberi sayfalarında da anlattığım gibi hayat Prag’da Avrupa ülkelerine nazaran çok daha ucuz. Zaten Euro bizim için değerli , bu yüzden en azından Prag’da biraz da ekonomik tatil yapabilmek bizim de hoşumuza gidiyor. Yemeğimizi de bitirdikten sonra artık günün yorgunluğunu atmak için otele doğru yola çıkıyoruz. Yukarıda da dediğim gibi Prag’da özellikle Old Town ‘da adım başı hediyelikçi dükkanı var. Dükkanları geze geze otelin bulunduğu alana geliyoruz ve yol yorgunluğunu atabilmek için güzel bir uyku çekiyoruz.
8.gün (03.05.2011) / Prag
Balayında günler ilerledikçe bizim de yorgunluğumuz git gide artıyor. Normal bir zamanda yaptığımız bir gezi olsa durum çok farklı olabilirdi ama yoğun düğün koşuşturmasının üstüne dinlenemeden çıktığımız balayında artık vücut yeter demeye başlıyor. Prag’ daki ikinci günümüzde artık iyice dinlenmeye karar veriyoruz , bu yüzden kendimize torpil geçip biraz geç uyanıyoruz
Odadan çıktıktan sonra resepsiyonda bulunan tur broşürleri dikkatimizi çekiyor ve hemen incelemeye başlıyoruz. Prag’da turlar diğer Avrupa ülkelerindekiler kadar cazip değil. Turları inceledikten sonra bize en uygun olan turun Grand Prague Tour , yani Büyük Prag Turu olduğuna karar veriyoruz. Zaten adından da anlaşılacağı üzere tur Prag’daki bütün önemli yerleri kapsıyor. Prag’ın turistik yerleri zaten çok ufak ve her yer birbirine yürüme mesafesinde. Turu cazip kılan ise şehir merkezine biraz ters kaçan ünlü Prag Kalesi’nin de tura dahil oluşu. Resepsiyonist ile rezervasyon yaptırdığımız tur otobüsü için otelde beklemeye başlıyoruz. Prag’daki turların çoğunda otel transferi ücretsiz. Biraz gecikmeli gelen otobüsten sonra tura katılan diğerleri ile buluşup tura başlıyoruz. Turda bizden başka 4-5 tane Rus , bir tane Meksikalı kız var. Tur rehberi ise biraz yaşlı düzgün İngilizcesi olan bir bayan. Ayrıca Ruslara özel Rusça anlatım da yapıyor.
İlk durağımız otelimizin de bulunuğu yer olan Mala Strana yani diğer adı ile Lesser Town. Bölgede araç ile dolaşıp Prag Kalesi’nin olduğu bölgeye doğru gidiyoruz. Turun 1,5 saati araç ile 1,5 saati ise yürüyerek tamamlanacak. Prag Kalesi’nin olduğu bölgeye geldiğimizde otobüsten inip yürümeye başlıyoruz. Kale etrafında önce devlet başkanı ve yüksek rütbelilerin yaşadıkları evleri inecleyip St. Vitus Katedrali’ne doğru geçiyoruz. Gotik tarzda yapılan St. Vitus Katedrali Prag’ın büyük ve en önemli kilisesi. Tur rehberi ile içeriye girdikten sonra yapı hakkında bilgiler alıyoruz. Sıradaki durağımız kalede yer alan diğer ünlü yapılar ve St.Georges Bazilikası. St. Georges Bazilikası Prag Kalesi’nde bulunan ve halen sağlam olarak kullanılan en eski kilise. Bazilika ,Vratislaus I of Bohemia tarafından 920 yılında yaptırılmış ve Saint George’e adanmış. Bu arada turda bulunan Meksikalı kız lavaboya gitmek için yanımızdan ayrılıyor ve bir daha kendisinden haber alınamıyor. Umarım halen kayıp değildir
Artık kaleden ayrılmanın vakti geliyor. Bu arada Prag Kalesi’nin olduğu tepeden şehrin çok güzel resimlerini çekebilirsiniz.
Otobüse vardığımızda Meksikalı kızı biraz daha bekliyoruz ve gelmeyince mecburen tura devam ediyoruz. Şehir merkezine geldiğimizde önce Yahudi yerleşimi olan Josefov‘dan geçiyoruz. Buradaki yapıları araç içinden inceleyip rehberden bilgi aldıktan sonra Prag’ın kalbi olan Old Town Meydanı‘na geliyoruz. Önceki akşam da burada olduğumuz için meydan hakkında yeterli bilgimiz var. Rehber burada bulunan Astronomik Saat’in özelliğini anlattıktan sonra tekrar otobüsümüze geçiyoruz. Yol boyunca Powder Tower, Masarykovo Nadrazi(eski gar) , National Museum (ulusal müze) ve Opera Binası‘nı geçip Prag’ın bir diğer önemli meydanı olan Wenceslas Meydanı‘nda turun sonuna geliyoruz.
Pınar’la meydanda biraz dolaştıktan sonra hedefimiz önceden araştırıp hoşumuza giden Dancing House binası. Yolda önce Charles Meydanı’nı geçiyor oradan da Dancing Hosuse’un olduğu yere geliyoruz. Dancing House yani Dans Eden Ev’in özelliği sahip olduğu güzel mimari. Sarhoş Ev ya da Ginger & Fred olarak da bilinen yapıyı incelediğinizde birbirine sarılmış dans eden binalar görebilir yani sarhoşluğundan dolayı eğrilmiş , büzülmüş bir bina da görebilirsiniz. Artık bu sizin hayal gücünüze kalmış. Aslında ofis olarak kullanılan yapının bu kadar popüler olması belirtiğim gibi güzel mimarisi.
Bölgede biraz resim çekildikten sonra dönme vakti deyip Old Town’a doğru yola çıkıyoruz. Yürüyerek yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuğundan ardından ulaştığımız meydanda ilk durağımız önceki akşam da yemek yediğimiz İtalyan Lokantası La Scala. Gün boyu adam akıllı hiç bir şey yemedik bu yüzden artık çok acıktık. La Scala’da bir güzel yemek yedikten sonra artık sıra alışverişe geliyor. Önceki akşam da hediyelikçileri gezdiğimiz için fiyatlar ve alınabilecekler konusunda fikrimiz var. Bu arada yeri gelmişten Çek Korunası’ndan da bahsetmek lazım. Prag’da resmi para birimi Çek Korunası. 1 Euro yaklaşık 23-24 Çek Korunası’na eş değer. Zaten para birimi Euro olmadığı için hayat bize göre daha ekonomik. Şehrin birçok turistik noktasında Euro ile alışveriş yapabileceğiniz gibi etrafta bulunan dövizciler ile de Koruna alabilirsiniz. Yalnız burada dikkat ! Prag alışveriş rehberinde de belirttiğim gibi Prag’da döviz alış satışı bizdeki gibi değil. Her dövizci kendi kurunu dükkanlara yazıyor. Kur farkları arasında ise bazen uçurumlar olabiliyor. Ayrıca kur ; bozduracağınız döviz miktarı ile de değişebiliyor. Yani 50 Euro bozdurmakla 500 Euro bozdurmak arasında bazen uçurum olabiliyor. Prag dövizcilerinde biraz kazık yemiş birisi olarak Prag Alışveriş Reberi‘ni dikkatlice okumanızı öneririm.
Rehberde de görebileceğiniz üzere Prag’ın en önemli hediyelik eşyaları cam & kristal eşyalar ve kuklalar . Bunlar dışında matruşkalar da şehirde çok yaygın. Dükkanlarda gezerken çok şık bir cam süs seti Pınar’la çok hoşumuza gitse de 2000 TL lik fiyatı görünce yalnızca beğenmekle yetinmeye karar veriyoruz
Şehirde 5-10 Euro’ya da cam süsler var 1000-2000 Euro ve hatta daha fazlasına da. Alışveriş bütçesi artık size kalmış. Bu arada alışverişlerde az da olsa pazarlık bulunuyor. Ayrıca bazı hediyelikçilerin sahipleri ya da çalışanları Türk. Faydası olur mu bilmem ama buralardan da fiyat alabilirsiniz. Çocuklara kukla, evdekilere de cam süsler aldıktan sonra otele doğru yola çıkıyoruz. Artık bavullar yetmemeye başladı bu yüzden yoldan bir da ufak kullan at çanta alıyoruz. Çanta bizi Türkiye’ye kadar götürse yeter. Artık otelde dinlenme vakti…
9.gün (04.05.2011) / Prag
Artık balayı turumuzda son günümüze uyanıyoruz. Geceye doğru dönüş uçağımız var. Eşyalarımızı topladıktan sonra çıkış işlemlerimizi yapıyoruz. Bu arada dönüş için Prag hava alanından bizi alan kaçak taksi ile anlaşmıştık. Bizi gelip otelden alacak bu yüzden dönüş yolculuğunu kafaya takmaya gerek kalmıyor. Eşyalarımızı otelin emanetine bırakıp dolaşmaya tekrar başlıyoruz.
Otel yakınındaki ufak bir dükkanda bire bir kopya birçok pistol ve kılıç bulunuyor. Özellikle çok hoşumuza giden pistollardan birisini hediye olarak beğeniyoruz yalnız dükkan sahibi yaşlı Çek bayan Euro kabul edemeyeceklerini sadece Koruna kabul edeceklerini söyleyince dönüşte alırız deyip dükkandan ayrıldık.
Son günümüzde ilk olarak ilk 2 gün gidemediğimiz Kampa Adası‘na gitmeye karar veriyoruz. Kampa Adası otelin bulunduğu konuma yakın bir yerde hemen Charles Köprüsü‘nün yanında. Gezi öncesi araştırmalarda her ne kadar Kampa’nın çok sakin ve güzel bir yer olduğunu okusak da Kampa Adası Pınar’la bende bir hayal kırıklığı yaratıyor. Yıkık dökük duvarlar, ilgisizlikten kötü duran yeler zaten Prag’ın doğal görünümünü oluşturuyor. Kampa Adası’dan ayrılıp Charles Köprüsü’nün olduğu alana gidiyoruz. Köprünün otelin bulunduğu tarafta yani Mala Strana tarafında bulunan bir dövizcide biraz daha Euro bozdurmaya kalkıyoruz. Dövizciye güvenip verdiğimiz Euro karşılığı az Koruna alınca tartışma çıkıyor. Dövizci 1 Euro karşılığı 23-24 Koruna yerine 16,25 Koruna verince tartışma başlıyor. Parayı teslim almadan sayınca eksik olduğunu farkedip parayı teslim almasak da dövizci verdim işlem bitti ayağına yatıyor. Önceden de dediğim gibi Prag’da dövizcilere çok dikkat edin. Parayı vermeden önce kafanızda bir hesap yapın. Sonra dövizciden vereceğiniz Euro karşılığı Koruna miktarını teyit ettirin.
Artık gezinin son günü olduğu için daha fazla tatsızlık yaşamama adına dövizciden ayrılıyoruz. Prag’dan ayrılmadan önce sok kez Old Town Meydanı‘nın olduğu alana gelip biraz dolaşıyoruz ve otele doğru yola çıkıyoruz. Sabah alamadığımız pistonu da aldıktan sonra otele dönüyoruz. Korsan taksi ile anlaşmamıza göre tam 4 gibi bizi otelden alacaklar. Taksici gecikince sıkıntı yaşamamak adına resepsiyondan tasksiyi aramasını rica ediyoruz ve beklemediğimiz bir tepki ile karşılaşıyoruz. Otel görevlisi hemen kendi anlaşmalı taksisini aramaya kalksa da durumu hemen farkedip engelliyoruz. Biz yalnızca bizim anlaştığımız taksiyi aratmak istesek de resepsiyonist komisyon alacağı taksiyi aramaya kalkıyor. Bu Prag’lılar kafayı turist kazıklama ile bozmuş olduğunun kanıtı . Her fırsatta para kopartmaya çalışıyorlar. Eğer anlayıp engel olamasak gelen taksiye atlayıp gidecektik. Neyse otelde biraz daha bekleyince korsan taksimiz geliyor. Bu sefer gelen eski model bir Audi. Ayrıca başka bir şoför yanında arkadaşı ile gelmiş. Korsan taksi olduğu için durumu çok da fazla yadırgamıyoruz.
Hava alanına geldikten sonra check-in işlemlerimizi tamamlayıp duty free de son alışverişlerimizi yapıp gündüz aldığımız ufak tefek şeyleri yemeğe başlıyoruz. Bu sırada sanki adımın geçtiği bir anons duyunca biraz şaşırıp anonsa dikkat kesilince gerçekten de görevlilerin bizi uçağın giriş kapısına çağırdığını duyduk. Kapıya gittiğimizde 2-3 görevlinin bizim bavulun etrafında beklediğini gördük. Çağrılma sebebim ise daha ilginç. Hediye olarak aldığımız bire bir kopya pistol, yani eski tabancayı x-ray da gören görevliler olay çıkartmış. Arkadaş zaten bavula koymuşum sahte olduğu da belli ne diye olay yapıyorsun di mi ? Görevli bavulu benim açmamı söyledikten sonra pistolu çıkartıyoruz. Güvenlik görevlisi pistolun imitasyon olduğunu gördükten sonra yanımda bulunan pistol fişini de görevlilere gösteriyorum. Allahtan pistola fiş almışız onu da atmamışım. Görevliler biraz konuştuktan sonra bir güvenlik kaydı tutup bavulu pistolla beraber uçağa koyuyorlar. Kısacası fişlendim , belki bir daha Prag yalan olabilir
O değil bir sıkıntı olsa gurbet ellerde dandik bir sebepten gözaltına alınacağım Pınar da evliliğin ilk haftasında mahkum yolu gözleyecek
Rötarlı bir uçuşun ardından sonunda memlekete ayak basıyoruz.
Sonunda eğlenceli , biraz da yorucu balayı turumuzun sonuna geliyoruz. Her ne kadar düğün yorgunluğundan her yeri hakkıyla gezemesek de yine de önemli tüm yerleri gördük,gezdik. Gezi benim kadar Pınar’ın da çok hoşuna gitmiş durumda. Hatta Barselona şimdiden Pınar’ın favorisi olmuş durumda, ileride tekrar gitmek istiyor
İkimiz içinde çok eğlenceli geçen bir turdan sonra hedef yeni geziler için önce para biriktirmek ..
Prag’da yaptığımız harcamalar
- Korsan taksi 21 Euro – Subway’de yemek 12,5 Euro – Astronomik Saat Kulesi 8,5 Euro – La Scala 2 spagetti + salata +kola 25 Euro – Grand Prague Tour 2 kişi 54 Euro – La Scala 2 spagetti + 2 kola + çorba + salata 25 Euro – Market alışverişi 14 Euro – Bavul 25 Euro – Subway yemek 12,5 Euro ( Diğer yazılarda da olduğu gibi harcamalara hediyeler dahil edilmemiştir. )
ÖNCEKİ YAZILAR :
* Balayında Avrupadayız ! (1) Amsterdam
* Balayında Avrupadayız ! (2) Paris
* Balayında Avrupadayız ! (3) Barselona
NOT : Diğer gezi yazılarımda da belirttiğim gibi bu yazı bir gezi planı niteliğindedir. Prag hakkında çok detaylı bilgilere ulaşmak isterseniz sağ tarafta bulunan “Gezi Rehberleri” bölümünden Prag’ı seçerek dilediğiniz sayfaya ulaşabilirsiniz. Prag hakkında detaylı bilgilere Prag Gezisi , Prag’da gezilecek yerler , Prag’da yapılacak şeyler , Prag alışveriş rehberi , Prag ulaşım rehberi , Prag konaklama önerileri , Prag’da yeme içme ve Prag resimleri gibi sayfalardan ulaşabilirsiniz.
Benzer Yazılar:
Fotoğraflar gerçekten harika. Dancing house ‘ın tasarımına bayıldım.
Gerçekten güzel yerler Belliki gezmeyi seviyorsun. Eğer Tekirdağ a yolun düşerse sahilde nefis bir közde kahve içebileceğin bir yer tavsiye edeyim RIHTIM http://www.neregidelim.com/sehir-rehberi/tekirdag/item/rihtim.html ayrıntılar bu adreste